Portfolio Category: Happy Feet

Neden Çocuklar Anaokuluna Gitmeli?

I Thought My Kid Didn’t Need Preschool. I Was Wrong.

Yukarıdaki linkte aslını okuyabileceğiniz yazının mütevazi çevirisi:

Neden Çocuklar Anaokuluna Gitmeli?

İlk çocuğum doğduğunda mükemmel annelik konusunda herşeyi bildiğimi düşünürdüm. Oğlumun bir kreş-anaokul deneyimine ihtiyacı olmadığına çok emindim. Gerçekten oğlum orada benim ona öğretemeyeceğim neyi öğrenebilrdi ki? Daha 4 yaşındayken kitaplığındaki tüm kitapları okuyabiliyordu. Tüm şekilleri ve renkleri biliyordu.  Rakamları tanıyor, saymasını isteyebileceğiniz ölçüde ileriye sayabiliyordu. Ben çalışmıyordum ve onun küçük beynini zenginleştirmek için uygun olan her türlü aktiviteyi yapmaya çalışıyordum. Eğer okula gitmiş olsaydı sıkılırdı, çok emindim.
Ve yollamadım.

5 yaşına geldiğinde anasınıfına başladı. Bana kalsa gereksizdi ve çoktan okula hazırdı. Okulun birinci günü oğlumu okulun spor salonuna götürdüm. Orada  diğer yeni başlayanlarla birlikte bir grup olarak oturdular. Çocukların hepsi yeni ortamdan dolayı huzursuz görünüyorlardı.

Sonunda sınıflarına gitme zamanı geldi. Oğlumun öğretmeni “Haydi bakalım sıraya girelim!” dediğinde birer birer tüm çocuklar yerlerinden kalktılar ve  sıraya girdiler. Benim oğlum hariç. Ne yapması gerektiği konusunda hiç bir fikri olmadan, öğretmeni onu elinden tutup sıranın sonuna ekleyene kadar oturmaya devam etti.  O anda yoğun bir panik ve suçluluk duygusu her yanımı kapladı. “Benim oğlum sıraya girmeyi bilmiyor, beklemeyi de bilmiyor!” Hiç gerekmedi. Oğlumun deneyimi yok. Kreş- anaokuluna gitmedi, kardeşi de yok. Sıra beklemesi hiç gerekmedi!

Ben onun temel matematik ve dil bilgilerine sahip olmasını yeterli gördüm. Ama anaokuluna gitmediği için öğrenemediği çok daha fazlası olduğunu hiç düşünmedim.  Önündeki 12 yıl boyunca gereksinim duyacağı kritik sosyal becerileri kazanmasına, bir gruba ait olmasına ve her türlü sosyalleşme fırsatlarına engel oldum. Safça oğlumun pek  çok akranından ilerde olduğunu düşündüm, ama bir çok yönden onlardan çok gerideydi.

Ben zor yoldan öğrendim. Sizler daha yolun başında bunun farkına varabilirsiniz. Anaokulu yaşamı 3 – 4 yaşındaki çocuğunuzun matematik ve dil bilgisi becerilerini daha değerli hale getirecektir. Evet çocuğunuza temel bilgileri öğretmiş olabilirsiniz. Ama anaokulunda herşey derinlemesine yerli yerine oturacaktır.

Anaokulu çocuğunuzun güven duygusunu artırır.  Anaokulunun değişmeyen güvenli ortamı, aynı öğretmenler ve benzer rutin günlük akış. Grup içinde birey olmak ve önemsendiğini bilmek.

Anaokulu farklılıkları öğretir. Farklı aile yapıları, farklı dini inanışlar, farklı ten renkleri olan çocuklar arkadaş olmayı öğrenir. Bu yaşamdaki hoşgörünün temelini atacaktır.

Anaokulu sorumluluk duygusunu öğretir. Oyuncakları toplamak, ayakkabısını rafa kaldırmak, öğretmenlerin verdiği küçük sorumlulukları yerine getirmek evde çoğu zaman başaramadığımızı başarır.

Anaokulu öz bakım becerileri kazandırır. Bir sınıfta öğretmen her akan burnu silmeye, her fermuarı çekmeye, her ayakkabıyı giydirmeye, her el yıkamada, her diş fırçalamada destek olmaya yetişemeyebilir. Öğretmenin denetleyici olarak var olması, çocukların bu becerileri kazanması daha önemlidir.

Anaokulu değerleri öğretir. Çocuklar sıra beklemeyi, oyuncakları paylaşmayı, “lütfen”, “teşekkür ederim”, “özür dilerim” sözcüklerini kullanmayı öğrenirler.

Anaokulu çocukları aktif tutar.  Dışarda veya içerde hareketli oyunlar, koşma-kovalamaca, top oyunları, dans ve hareketli grup oyunları çocukları aktif tutar.

Anaokulu hayalgücünü ve yaratıcı yönleri geliştirir. Bir çok anaokulu sınıfında çocukların yaratıcı yönlerini geliştirmeye yönelik oyuncaklar bulunur. Bloklar, sanat malzemeleri, rol oynama oyuncakları, kostümler bulunur. Böylece çocuklar hayallerini oyuna dönüştürür.

Ben oğlumu anaokuluna göndermeyerek onun tüm gereksinimlerini evde karşılayabileceğimi düşündüm. Ancak anaokulunun faydaları benim ona sağlayamadıklarım olarak var aslında. Ben yanlışımdan doğruyu öğrendim ve aynı hatayı ikinci çocuğumda tekrarlamadım. Bazen denemeden gerçek doğruyu bulamıyoruz sanırım.

Rita Templeton

Yazının aslını ingilizce olarak

http://www.scarymommy.com/kids-need-preschool/?utm_source=FBOnsite

sayfasında okuyabilirsiniz.

Ebru Sidar’dan Duyu Bütünleme ve Çocuk Gelişimi

Ebru hanım dün akşam okulumuzda velilerimiz ve öğretmenlerimize “Duyu Bütünleme” hakkında bir eğitim verdi. Bu konuda hala çok bilgi açığımız var ama bir fikir sahibi olabildik. Kendisine çok teşekkür ediyor ve aşağıdaki linkte bulunan bazı  bilgileri sizlerle paylaşmak istiyoruz.
WhatsApp Image 2017-03-24 at 10.03.40WhatsApp Image 2017-03-24 at 10.00.48

http://www.duyusalakademi.com/30+ebru-sidar-dan-duyu-butunleme-ve-cocuk-gelisimi+makale-detay.html

Duyu bütünleme terapisi (Sensory integration therapy):

  • dikkat dağınıklığı
  • davranış sorunları
  • gelişimsel sorunlar
  • öğrenme problemleri-disleksi
  • koordinasyon problemleri
  • konuşma ve yeme sorunları
  • sosyalleşme ve iletişimsel sorunlar
  • yaygın gelişimsel bozukluk
  • fiziksel problemler
  • hiperaktivite
  • otizm
  • down syndrome
  • serebral palsi

ve  yurt disinda; el yazısı bozuk olan cocuklara dahi okullarda düzenlenmiş özel odalarda veya kliniklerde alanında uzman terapistlerce uygulanan, birçok eyalette devletin karşıladığı, çocuğun kendi vücudunu ve çevresini doğru algılamasının ve sinir sistemi gelişiminin temel alındığı, dışarıdan bakıldığında eğlenceli oyunlar oynanıyormuş izlenimi veren, geniş yelpazeli bir terapi yontemi.

Çocuğunuzun yaşamındaki en önemli şey sizsiniz.

Tavan arasında eski eşya kutularından birinde bir fotoğraf albümü bulur yaşlı adam. Fotoğraflarabakarken albümlerin arasında oğlunun tuttuğu günlüğü bulur. Oğlunun bir günlük yazdığından bile habersizdir aslında. Yıllar öncesinden, oğlunun o zamanki halleri içini ısıtır, gülümser.
Günlüğü karıştırmaya başlar. Okudukça oğlunun anılarının kendi anılarından farklı olduğunu farkeder.
Aklına çoğu işiyle ilgili olan tuttuğu ajandalar, günlükler gelir. Odasına döner, çalışma masasına oturur, kendi günlüğüyle, oğlununkini yanyana koyar. Karşılaştırarak okumaya başlar.
Her iki günlükte de  35 yıl öncesinin 4 Temmuz tarihli sayfalarını açar. Kendi düzgün el yazısının yanında oğlunun kargacık burgacık yazısıyla bastıra bastıra yazdığı  yorum yüreğini acıtır.

“Jimmy ile beraber boşa harcanmış koca bir gün.  Tek bir balık bile tutamadık.”

“Bugün babamla balığa gittik.  Hayatımın en güzel günüydü.”

Lance Wubbler  TO A CHILD…LOVE IS SPELLED TIME.

Erken Yaşlarda Matematik Eğitimi

Mmatwebatematik her an her yerde.
Çocuklar oynarken farketmeden matematik öğrenirler aslında.   Bir manavda gördükleri terazi ilgilerini çekiyor ve birşeyler tartmak istiyorlarsa, evde su bardağına suyu doldurmak, bu suyu boşaltmak en sevdikleri oyunlardan birisiyse oyun oynadığını, hatta yaramazlık yaptığını düşünmeyin sakın. Hemen her evde bulunan şekil kutuları, bloklar, iç içe geçen oyuncaklar ve legolar onlara ilk geometri dersini verir aslında  Bu basit oyunlar-oyuncaklar çocuklarımızı matematikle tanıştırır aslında.
Büyüyen Çocuk Anaokulunda  hazırladığımız eğitim proramlarında birkaç hedefimiz var.

  • Önce matematiğin korkutucu olmadığını; okul öncesi dönemde çocuklarımıza temel matematik kavramlarını tanıştırabileceğimizi kabul etmek. Ve bunun için yöntemler hazırlamak.
  • İkinci amacımız matematiğin eğlenceli yanlarını ortaya çıkarmak. Çocukların oynayarak öğrendiğini unutmamalıyız.
  • Üçüncü amacımız çocuklara, düşünmelerini sağlayacak sorular sorabilmek. Yapılan etkinlikler kadar onların size, sizlerin onlara sordukları sorular, örnekler onlara matematiksel düşünmeyi öğretecektir.

Okul öncesi dönemde de  matematik çalışmaları ve özel matematik etkinlikleri olduğunu biliyoruz. Bu dönemde matematiğe doğru başlangıç yapmak için çalışma kitaplarına, özel eğitim setlerine gereksinim yok aslında. Oyuncaklar ve oyun tüm basılı malzemelerden daha fazla iş görür.
Matematik çocukların üzerinde yaşadığımız dünyayı fiziksel anlamda kavramalarına yaşamı anlamalarına yardımcı olur. Çocuklar dünyayı sayılar ve şekillerle anlamlandırır. Sebep sonuç ilişkilerini kurmayı, düşünceler arasındaki bağlantıları oluşturmayı ve mantıklı düşünceyi öğrenirler. Matematik okulda öğrendiğimiz kurallar ve işlemlerden çok daha fazladır. Yaptığımız her eylemde, yaşamın her anında dilimlediğimiz ekmekte, paylaştırdığımız krakerde, çıktığımız merdivende, açmaya çalıştığımız kavanozda, alışverişte, otobüse binerken, bir spor karşılaşmasını seyrederken matematik var.

Çocuklar yaptıklarıyla ne kadar ilgili, hatta heyecanlıysalar okadar iyi öğrenirler. Bize düşen onların düşünme yöntemlerini geliştirmek ve hayal güclerini desteklemek. Yüksek sesle düşünmelerini ve çözüm aramalarını sağlamalı, problemi onunla beraber çözmeliyiz. Sizler ebeveyn olarak çocuklarınızın en meraklı oldukları zamanları yakalama ayrıcalığına sahipsiniz. Biz de okulda bunu sağlayabilyoruz.

Çocuklar 1,5- 2 yaş döneminde eşyaları gösterir ve “bu” diyerek ne olduğunu sorarlar.  Yanıtlarımız ne kadar detay içerirse öğrenmeyi o kadar desteklemiş oluyoruz. “Pembe bir çiçek” , “Kare bir sandalye.”
Çocuklar büyüdükçe “kaç tane?” veya “ne renk?” gibi sorular soracktır. Soru sormak gelişmektir.

Öğretmenler çeşitli aktiviteler planlar. Ancak  günlük, sıradan olaylarda birden fazla öğrenme malzemesi bulunur. Her gün olan olaylardaki matematiksel bilgileri algılamak daha kolaydır. Çocukların duyularını kullanarak öğrendiklerini, soru sorarak, ama en iyisi, bu soruların yanıtlarını kendileri bulduklarında öğrendiklerini unutmamalıyız. Çocukların farklı sesleri duymasına, dokunabildiği çeşitli objelerle oynamasına fırsat yaratıyoruz. Bulduklarını göstermesine, kendi yorumlarıyla anlatmasına, toplamasına izin veriyoruz. Matematik zeka detayları, sebep-sonuç ilişkilerini kavradıklarında gelişiyor.

U.S. Department of Education ; Early Childhood: Where Learning Begins – Mathematics – adlı makaleden yararlanılarak hazırlanmıştır.

Kökler ve Kanatlar

<iframe src=”https://player.vimeo.com/video/199541729″ width=”640″ height=”360″ frameborder=”0″ webkitallowfullscreen mozallowfullscreen allowfullscreen></iframe>
<p><a href=”https://vimeo.com/199541729″>K&ouml;kler ve Kanatlar &Ccedil;ocuk Eğitimi Animasyon Filim</a> from <a href=”https://vimeo.com/user61560989″>BUYUYEN COCUK ANAOKULU</a> on <a href=”https://vimeo.com”>Vimeo</a>.</p>

Bir Anaokulundan Beklentilerimiz

Anneciğim, babacığım, ben gideceğim okulda:
Evimde ve odamdaymışım gibi hissedebileceğim güneşi bol, güvenli  bir ortam olsun istiyorum.

Bana kural koyarken bile sevgi dolu, sempatik öğretmenlerim olsun istiyorum.

Bana ve aileme zaman ayıran, gelişimimi takip eden bir psikoloğum olsun istiyorum.

İlk sosyal rollerimi aldığım, paylaşmayı, sıra beklemeyi öğrendiğim, oyunları birlikte oynayabildiğim arkadaşlarım olsun istiyorum.

İçimdeki renkleri dışa vurabilmek, yaratıcı yönlerimi farkedebilmek için boyalar, hamur, çamur, kağıtlar, kartonlar istiyorum.

Zekamı, becerilerimi, bilgimi artıracak, öğrenirken eğlendirecek bol ve çeşitli oyuncaklar, eğitim malzemeleri istiyorum.

Motor gelişimimi destekleyecek, güneşten ve açık havadan yararlanabileceğim, hoplayıp zıplayabileceğim, koşabileceğim oyun alanı ve bahçe istiyorum.

Artık bir bebek olmadığımı, olgunlaştığımı hissedebilmek için kendi kendime ayakkabımı giyebilmeyi, yemeğimi yiyebilmeyi, öz bakımım yapabilmeyi ve yapabildiklerimin onaylandığını, tebrik edildiğimi duymak istiyorum.

Fiziksel gereksinimlerimin, hijyen ve sağlıklı beslenmemin önemsenmesini istiyorum.

Öğrenme potansiyelimin fark edilmediği, kendi kararlarımı veremediğim ve kendi seçimlerimi yapmama izin verilmeyen ortamlarda başarılı olamayacağımın, sorumluluk almayı öğrenmeden sorumlu bir yetişkin olamayacağımın farkedilmesini istiyorum.

Aşçının teyzem, servis şöförünün amcam, yaşımız ne olursa olsun hepimizin arkadaş olduğu bir okulda,  anne ve babamın ne zaman isterlerse, ya da ben ne zaman istersem  bize katılabildiği kocaman bir aile gibi hissetmek istiyorum.

 

Ben BÜYÜYEN ÇOCUK ANAOKULU’na gitmek istiyorum.

Taştan Anlayan Tombişler

bilyeler
Şimdi 20 yaşında olan oğlumla en sevdiğimiz kitaplardı Behiç Ak kitapları.
Yalnızca resimlerden oluşan “Doğumgünü Hikayesi” başlangıç kitabımızdı. Her okuyuşumuzda öykü farklılaştı, uzadı, renklendi.  Günlerimiz  paylaşılan bilyelerBIZIM-TOMBIS-TASTAN-HIC-ANLAMIYOR-224x300le güzelleşti, denizden topladığımız taşlarda anlamını buldu. Oğlumun boyu karış karış kitaplarla büyüdü.
Şimdi “Büyüyen Çocuk Anaokulu” çocuklarıyla okuyoruz aynı kitapları.
Dünya taştan anlamayan Tombişler’le dolup taşarken bizim yetiştirdiğimiz çocukların onlardan birisi olmasını istem
iyoruz.
Çocuklarımız çocuk gibi olsunlar, sürprizler, hayaller, oyunlarla dolu ve rengarenk. Buldukları her taş, her dal parçası onları başka dünyalara taşısın…
Uzun uzun anlatılacak şey değil, çocuğunuzla beraber okumanız lazım. Belki çocuğunuz etkilenir, belki de siz….
Bol kitaplı günler….

Hayatta Bilmem Gereken Ne Varsa Anaokulunda Öğrendim

Hayatta Bilmem Gereken Ne Varsa Anaokulunda Öğrendim

Her şeyi paylaş.
Dürüst oyna (mızıkçılık yapma).
İnsanlara vurma (hayvanlara da).
Aldığını yerine koy.
Dağıttığını topla, pislettiğini temizle.
Sana ait olmayanı alma.
Birisini incittiğin zaman özür dilerim de.
Yemekten önce ve sonra ellerini yıka.
Sifonu çek.
Soğuk süt ve sıcak kurabiye senin için iyidir. (Bizim kültürümüzde, kızarmış ekmek, biraz da peynir…)
Dengeli bir hayat yaşa… Her gün biraz öğren, biraz düşün, biraz çiz, biraz boya, biraz şarkı söyle, dans et, biraz oyna ve biraz da çalış.
Her gün biraz kestir.
Dış dünyaya çıktığında trafikte dikkatli ol. Elele tutuş ve birlikte hareket et.
Çevrendeki yenilikleri keşfetmeye açık ol.
yazan: Robert Fulghum